Deniz kalma balık

28.Eyl.2018 - Pinterest'te sea277 adlı kullanıcının 'olta balık deniz' panosunu inceleyin. Balık, Balıkçılık, Balıkçılık ipuçları hakkında daha fazla fikir görün. Sazan Avlama Deniz Balıkçılığı Kayaking Balık Avlama Alabalık Avlama Hayatta Kalma Araçları Hayatta Kalma Becerileri Hayatta Kalma Ipuçları Balıkçılık Ipuçları If you’ve been trying to root avocado seeds by suspending them over a glass of water with toothpicks, there is an easier way. Deniz çok etkilenmiş, yol boyunca hissetmiş acıları taa içinde, beni görünce balık halinde yaşadığı duyguları benimle paylaşmak istemiş. Eleni deniz gözlü kızı olmasının hayalini kurarken, Sakız Teyzemden sıcak kokuyu Deniz götürmüş denizin diğer yakasına, ordan da bana sıcak anılarla dolu bir selam getirdi. Bilim insanları, milyonlarca yıl önceden kalma bir akciğerli balık fosili daha buldular. İkinci kez bulunan akciğerli balık fosili, 400 milyon yıldan uzun zaman önce suda evrimleşmeye başlayan yaşam formlarının yapbozuna bir parça daha ekledi. Deniz ürünü tüketimi ve gebe kalma süresi arasındaki ilişkiyi saptamak için katılımcılar günlük olarak besin tüketimlerini ve cinsel aktivitelerini kaydettiler. Sonuçlar göstermiştir ki, haftada iki kereden fazla deniz ürünü tüketen çiftlerin gebeliğe ulaşması yüzde 92 iken daha az deniz ürünü tüketen çiftlerde bu ... 'İlerleyen dönemde balık oranının artacağını söyleyebiliriz' Güneş yağının da deniz kirliliği açısından önemli bir etken olduğunu ifade eden Gökoğlu, 'Güneş yağı kullanıp denize girildiği zaman bu deniz kirliliği açısından önemli bir problemdir. Kirlilik olmadığı için larvanın bile hayatta kalma şansı arttı. Levrek Balıkçılığı Ipuçları Balıkçı Düğümleri Kayaking Balık Avlama Hayatta Kalma Araçları Balık Avı Malzemesi Balıkçılık Ipuçları Deniz Balıkçılığı Survival Tips 1544454_777358755680830_48216625339676163_n #FishingTips 1544454_777358755680830_48216625339676163_n #FishingTips

Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı Byung-Chul Han: Koronavirüs bizi bir ‘sağ kalma toplumuna’ indirgedi

2020.05.26 22:51 karanotlar Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı Byung-Chul Han: Koronavirüs bizi bir ‘sağ kalma toplumuna’ indirgedi

Ahmet Çınar
Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı, yazar Byung-Chul Han, koronavirüsle birlikte ortaya çıkan toplumu “İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu” olarak nitelendiriyor. İspanya merkezli uluslararası haber Ajansı EFE muhabirleri Carmen Sigüenza ve Esther Rebollo’nun sorularını yanıtlayan Han, “Bu gidişle sanki daimi bir savaş halinde yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak nihai gerçeğimiz haline gelecek” diyor. EFE’de yayımlanan söyleşiyi Ayşen Tekşen’in çevirisiyle paylaşıyoruz.
Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı, yazar Byung-Chul Han, Efe’yle bir röportajında Covid-19 sonrası dünyayı böyle gördüğünü anlatıyor: “İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu.”
1959’da Seul’de doğan Han, halen yaşadığı Almanya’da felsefe, edebiyat ve teoloji çalıştı. Kaçınılmaz olarak toplumu tükenme noktasına götüren aşırı bilgi ve olumluluğun, aşırı şeffaflık ve aşırı tüketimciliğin istilası altında olduğunu belirttiği modern toplumu eleştiren önemli seslerden birisi.
Hem yerel hem de küresel şöhrete sahip Koreli felsefeci, koronavirüsün gözetleme rejimleri ve biyopolitik karantinalar dayatmasına, özgürlükleri daraltmasına, hazza son vermesine ve kitlesel histeri ve korku ortamında bir insaniyet yoksunluğunu açığa çıkarmasına dair endişelerini EFE’yle paylaştı.
Han, Covid-19’un gizli sosyal farklılıkları ortaya çıkardığını vurgularken, “küreselleşmenin ilkelerinden birinin kârları maksimize etmek” olduğuna, “sermayenin insan sevmediğine” ve “ölümün demokratik olmadığına” dikkat çekiyor. Ona göre, salgının zirve noktasında bu nitelikler “ABD ve Avrupa’da pek çok hayata mal oldu.”
Byung-Chul Han bu krizin “dünyanın gücünün Batıdan uzaklaşarak biraz daha Asya’ya doğru kaymasına” yol açacağından emin –bu, yeni bir çağın şafağı.
Covid-19 insanın savunmasızlığını demokratikleştirdi. Artık daha kırılgan ve daha yönlendirilebilir olduğumuzu düşünüyor musunuz? Otoriterizm ve popülizmin kucağına düşmemiz daha mı kolay olacak?
Covid-19 şu anda insanın savunmasızlık ya da ölümlülüğünün demokratik olmadığını ama sosyal konuma bağlı olduğunu gösteriyor. Ölüm demokratik değildir. Covid-19 hiçbir şeyi değiştirmedi. Ölüm hiçbir zaman demokratik olmamıştı. Özel olarak salgın ise toplumlardaki farklılıkları ve toplumsal değişimi açığa çıkarıyor. Birleşik Devletleri düşünün. Diğer gruplarla kıyaslandığında, çok daha fazla sayıda Afro-Amerikalı ölüyor. Aynı durum Fransa için de geçerli. Paris’i düşük gelirli kenar mahallelere bağlayan metro vagonları tıka basa doluysa sokağa çıkma yasağının ne anlamı var? Banliyöden gelen göçmen kökenli yoksul emekçiler temastan kaçınamaz ve Covid-19 nedeniyle ölür. Çalışmak zorundasınızdır. Bakıcılar, fabrika çalışanları, temizlikçiler, satıcılar ya da çöpçüler evden çalışamaz. Öte yandan, zenginler şehir dışındaki villalarına çekilirler. Dolayısıyla, salgın sadece tıbbi değil aynı zamanda sosyal bir sorundur. Almanya’da ölü sayısının o kadar yükselmemesinin bir başka nedeni de sosyal sorunların diğer Avrupa ülkeleri ve ABD’deki kadar ciddi olmamasıdır. Almanya’daki sağlık hizmetleri sistemi ABD, Fransa, İngiltere ya da İtalya’dakinden çok daha iyi durumdadır. Ama Covid-19 Almanya’da bile sosyal farklılıkları ortaya çıkarır. Almanya’da da sosyal açıdan zayıf olan daha önce ölür. Arabanın masrafını karşılayamayan yoksullar otobüsler, tramvaylar ve metrolara doluşur. Covid-19 bize ikinci sınıf bir toplumda yaşadığımızı gösterir. İkinci sorun ise Covid-19’un demokrasiye uygun olmamasıdır. Korkunun otokrasinin beşiği olduğu gayet iyi bilinir. Bir kriz durumunda insanlar güçlü liderler ister. Viktor Orban büyük ölçüde bundan yararlanıyor. Olağanüstü hali normalmiş gibi gösteriyor. Ve bu da demokrasinin sonudur.
Özgürlük ya da güvenlik? Salgınla mücadele için ödeyeceğimiz bedel nedir?
Salgın nedeniyle bir biyopolitik gözetleme rejimine doğru ilerliyoruz. Yalnızca iletişimimizi değil bedenlerimizi de: sağlığımız dijital gözetlemeye tabi olacak. Kanadalı yazar Naomi Klein’a göre, krizler yeni bir kurallar sisteminin habercisidir. Bu salgın şoku, sürekli olarak sağlık durumumuzu izleyen bir biyopolitik disiplin toplumunda, denetleme ve izleme sistemiyle bedenlerimizin kontrolünü ele geçiren dijital biyopolitikanın küresel olarak yerleşmesini sağlayacak. Batı, salgın şoku karşısında liberal ilkelerinden vaz geçmek zorunda kalacak. Sonra da özgürlüğümüzü kalıcı olarak kısıtlayan bir biyopolitik karantina toplumuyla karşı karşıya kalacak.
İnsanların yaşamında korku ve güvensizliğin sonuçları nelerdir?
Virüs bir aynadır. Nasıl bir toplumda yaşadığımızı gösterir. Önünde sonunda ölüm korkusuna dayalı olan bir sağ kalma toplumunda yaşıyoruz. Bugün, sanki daimi bir savaş haline yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak nihai gerçeğimiz haline geliyor. Yaşamın tüm güçleri yaşamı uzatmak için kullanılıyor. Sağ kalma toplumları iyi yaşama duygusunu tümüyle yitirir. Haz, kendi içinde bir amaç durumuna yükseltilen sağlığa feda edilir. Sigara yasağı örneğindeki katı yaklaşım sağ kalma histerisine tanıklık eder. Hayat giderek yalnızca sağ kalma çabasına dönüştükçe ölüm korkusu da artar. Salgın, özenle bastırdığımız ve dışladığımız ölümü tekrar görünür kılar. Kitlesel medyada sürekli olarak ölümün yer alması insanları sinirlendirir. Sağ kalma histerisi toplumu fazlasıyla acımasız yapar. Komşunuz, uzak durulması gereken olası virüs taşıyıcısıdır. Yaşlı insanların bakım evlerinde yalnız ölmesi gerekir çünkü bulaşma riski nedeniyle kimsenin onları ziyaret etmesine izin verilmez. Yaşamı birkaç ay uzatmak yalnız ölmekten daha mı iyidir? Sağ kalma histerimiz sayesinde iyi bir yaşamın ne olduğunu tamamen unuttuk. Sağ kalmak için, hayatı yaşanmaya değer kılan her şeyi gönüllü olarak feda ettik: sosyallik, topluluk ve yakınlık. Salgın göz önüne alınarak, temel hakların radikal biçimde kısıtlanması hiç tartışmasız kabullenildi. Paskalyada bile dini törenler yasaklandı. Papazlar da sosyal mesafe uyguladı ve koruyucu maske taktı. İmanı sağ kalmaya feda ettiler. Mesafeyi korumak iyilik anlamına geliyor. Virüs bilimi ilahiyatın gücünü elinden alıyor. Herkes mutlak yorum egemenliğine sahip virologları dinliyor. Yeniden diriliş hikayesinin yerini sağlık ve sağ kalma ideolojisi alıyor. İnanç, virüs karşısında yozlaşarak bir güldürüye dönüşüyor. Ve bizim Papa Francis? Aziz Francis cüzzamlılara sarılmıştı… Virüs korkusu ve paniği abartılıyor. Almanya’da koronavirüs nedeniyle ölenlerin yaş ortalaması 80 ya da 81. Almanya’da ortalama yaşam beklentisi 80,5. Virüse verdiğimiz panik tepkisi toplumumuzda bir şeylerin yanlış olduğunu gösteriyor.
Koronavirüs sonrası toplumumuz doğaya daha fazla saygı duyar mı, daha adil ve iyi olur mu? Yoksa bizi daha bencil ve bireyci mi yapar?
“Denizci Sinbad” diye bir masal var. Sinbad bir seyahatinde Cennet bahçesine benzeyen küçük bir adaya varır. O ve yanındakiler adada ziyafet çeker, yürüyüş yapar ve bir ateş yakarak kutlarlar. Sonra aniden ada eğrilir. Ağaçlar eğrilir. Aslında ada dedikleri şey uzun zamandır hareketsiz olduğu için üzerinde kum biriken ve ağaçlar büyüyen dev bir balığın sırtıdır. Sırtında yakılan ateş balığı rahatsız etmiştir. Balık derine dalar ve Sinbad denize düşer. Bu masal bir meseldir: insanda temel bir körlük olduğunu öğretir. Neyin üstünde durduğunu bile göremez ve kendi yıkımını hazırlar. Alman yazar Arthur Schnitzler, yıkım merakı açısından insanlığı bir hastalıkla kıyaslar. Dünya üzerinde insafsızca çoğalan ve sonunda bizzat konakçıyı mahveden bir virüs ya da bakteri gibi davranırız. Büyüme ve yıkım birlikte gelir. Schnitzler insanların yalnızca ilkel seviyeleri anlayabileceğine inanır. Üst seviyelere ise bir bakteri kadar kördür. Dolayısıyla, insanlık tarihi -insanın ille de zarar verdiği- ilahi olana karşı sonsuz bir bir mücadelenin tarihidir. Salgın, insanın acımasızlığının bir ürünüdür. Son derece hassas olan ekosisteme acımasızca müdahale ederiz. Paleontolog Andrew Knoll insanın evrim pastasının yalnızca kreması olduğunu söyler. Gerçek pasta ise o narin yüzeyi istediği zaman yarıp geçme ya da istila etme tehdidi içeren bakteri ve virüslerden oluşur. Bir balığın sırtının güvenli bir ada olduğunu sanan denizci Sinbad insan cehaletinin kalıcı bir metaforudur. Doğa güçleri tarafından uçurumun derinlerine atılarak parçalanması sadece bir an meselesiyken, insan kendisinin güvende olduğunu düşünür. İnsanın doğaya sergilediği şiddet daha güçlü olarak ona geri döner. Bu, Antroposen diyalektiğidir. Bu İnsan Çağında, insanoğlu hiç olmadığı kadar büyük tehdit altındadır.
Covid-19 küreselleşme için ölümcül bir yara mıdır?
Küreselleşmenin ilkelerinden biri de kârları maksimize etmektir. Örneğin, koruyucu maske ya da ilaç gibi tıbbi ürünlerin üretimi Asya’ya taşınmıştır. Bu durum, Avrupa ve ABD’nde pek çok yaşama mal oldu. Sermaye insan sevmez. Artık insanlar için değil sermaye için iş yapıyoruz. Marx sermayenin insanı üreme organına indirgediğini söylemişti. Bugün aşırı uçlara taşınan bireysel özgürlük, bizzat sermaye fazlasından başka bir şey değildir. Kendimizi tatmin ettiğimiz inancıyla kendimizi sömürüyoruz. Ama gerçekte birer hizmetçiyiz. Kafka, öz-sömürünün paradoksal mantığına dikkat çekmiştir: hayvan, kırbacı efendinin elinden çekip alır ve efendi olmak için kendini kırbaçlar. Neoliberal rejimde insanlar böylesine saçma bir durumdadır. İnsanlık, özgürlüğünü geri kazanmalıdır.
Koronavirüs ve yarattığı sonuçlar dünya düzenini değiştirir mi? Dünya gücünü kontrol etme ve ona egemen olma mücadelesini kim kazanır? Çin, ABD karşısında güçlenir mi?
Olasılıkla Covid-19 Avrupa ve ABD için hayra alamet değil. Virüs fiziksel bir sınavdır. Liberalizme pek de değer vermeyen Asya ülkeleri -Batı için hayal bile edilemez olan- dijital biyo-politik gözetlemelerin yardımıyla hızla salgını kontrol altına aldılar. Avrupa ve ABD sürüklenip duruyor. Salgın karşısında pulları dökülüyor. Zizek virüsün Çin rejimini devireceğini iddia etti. Zizek yanılıyor. Bunların hiçbiri olmayacak. Virüs Çin’in gelişimini durduramayacağı gibi tam aksi olacak. Çin şimdi salgına karşı başarılı bir model olarak kendi otokrat gözetleme devletini de satacak. Eskisinden daha büyük bir gururla, dünyaya kendi sisteminin üstünlüğünü gösterecek. Covid-19 dünya gücünün biraz daha Asya’ya doğru kaymasını sağlayacak. Bu açıdan bakıldığında, virüs bir dönemin bitişine işaret eder.
(Çeviri: Ayşen Tekşen)
Byung-Chul Han kimdir?
Güney Koreli yazar ve kültür kuramcısı. 1959’da Seul’de doğdu. 1980’lerde Almanya’ya taşınarak felsefe, Alman edebiyatı ve Katolik teolojisine yoğunlaştı. Freiburg’da doktorasını tamamladıktan sonra 2000 yılında Basel Üniversitesi’nin felsefe bölümüne katıldı. Akademik kariyerine çeşitli üniversitelerde devam eden Han, araştırmalarında on sekiz, on dokuz ve yirminci yüzyıl felsefesi, etik, fenomenoloji, kültür kuramı, estetik, din, medya kuramı ve kültürlerarası felsefe gibi konulara yöneldi. Günümüz toplumuna dair derinlikli çözümleme ve eleştirileriyle dikkat çeken Han, 2012 yılından beri Berlin Sanat Üniversitesi’nde ders veriyor. Bazıları birçok dile çevrilmiş on altı kitabı bulunan yazarın eserleri arasında şunlar sayılabilir: Şiddetin Topolojisi, Şeffaflık Toplumu, Zamanın Kokusu, Psikopolitika, Eros’un Istırabı
https://www.a3haber.com/2020/05/21/guney-koreli-felsefeci-kultur-kuramcisi-byung-chul-han-koronavirus-bizi-bir-sag-kalma-toplumuna-indirgedi/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.12.21 21:28 gezdiriyoruz Türkiye'de Kamp Alanları Gezdiriyoruz

Bazen bir tatilde konaklama için gerekli olan tek şey bir çadır. Yanınızda götürecekleriniz size kalmış. Türkiye’de Kamp Alanları adlı yazımızda işte tam da bu kafayla tatilini değerlendiren arkadaşlarımız için bir takım yerleri paylaştık.
Kelebekler Vadisi
Deniz, Güneş, Doğa ve eşsiz bir hava. Doğa ile iç içe, manzarayı doyasına yaşayabileceğiniz bir tatil arıyorsanız önceliğiniz burasıdır. Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan Kelebekler Vadisi her yıl kampseverler tarafından dolup taşmakta. Kamp malzemelerinizin yanında yanınıza mutlaka fotoğraf makinenizi alın. Eşsiz fotoğraflar yakalama fırsatı da sunan bu yer ilk seçeneklerinizin arasında olmalı.
Cunda Adası
İrili ufaklı 22 adanın tam ortasında bulunan ada yerleşim yerine açık olan tek adacıktır. Türkiye’nin Ege Denizi’nde bulunan en büyük adaları içersinde yer alır. Renkli sokakları, eski mimariye sahip evleri ve rum dönemlerinden kalma yapıları ile ada bir çok tarihi ve doğal güzelliği içersinde barındırır. Adanın barındırdığı bir takım rivayetler ve sırlar da kampseverlerin güzel anılar biriktirebileceği seçeneklerden biri olmasını sağlayacaktır.
Bozcaada Kamp Alanı
Denize nazır doğal bir kahvaltı yapmak ister misiniz? Dahası kumsala kurulu bir çadırdan gece uyumadan önce denizi seyretmeyi ve güneşin doğuşunda denize vurduğu ışık süzmelerini… Bozcaada bu konuda en başarılı alanlardan biridir. Bu doğa harikası bölge kampçılara özgü oluşturulan alanı ile her yıl ziyaretçilerini ağırlar. Ortak kullanım için oluşturulmuş mangal alanları, elektrik su ve tuvalet imkanı ile ziyaretçilerine keyifli dakikalar yaşatacaktır. Adanın zaten kendi halinde bir güzelliği varken bir de böyle bir imkanın olması turizmi giderek artırmıştır.
Aktur Orman Kampı
Dilerseniz karavanınızla dilerseniz çadırınızla ormanın içersinde bir kamp hayal ediyorsanız aradığınız yer burası. Eğer bu yazıyı sizde okuyorsanız bizim gibi Datça’yı öve öve bitiremezsiniz. Balık avlayabilir, tenis kortunu kullanabilir ve yürüyüş rotasında arkadaşlarınızla doğal güzellikleri sindire sindire yaşayabilirsiniz. Bahsettiğimiz bu aktiviteler elbette sadece birkaçı. Her yıl Türkiye’de Kamp Alanları seçenekleri arasında dolup taşan bu orman yakınlarında bulunan alışveriş imkanları ile sizlere hiç bir eksikliği de yaşatmamaktadır. Kampseverlere sunulan tesisler imkanıyla listelerin başında yer almaktadır.
submitted by gezdiriyoruz to u/gezdiriyoruz [link] [comments]


2017.02.05 17:58 lgbti Windy Hill Selimiye

Windy Hill Selimiye aradığınız huzuru sunuyor…
Tesisimiz Selimiye köyüne vakıf bir tepe üzerinde kurulmuş olup; misafirlerimize sessiz, sakin, stresten ve şehir gürültüsü ve kirliliğinden uzak bir ortam sağlamaktadır. Birçok misafirimiz mekânımız için “Ölümsüzlük Tepesi” demektedirler. Dünya manzara fotoğrafları seçiminde ilk sırayı alan lokasyonda konumlanan tesis panoramik deniz manzaralı odalara, teras ve açık havuza sahiptir. Denizden faydalanmak isteyen misafirlerimiz için anlaşmalı olduğumuz plaja belli saatlerde ücretsiz servisimiz vardır. Tesisimiz kış turizmine de açık olup muhtelif özel grupların (avcılık, atıcılık, trekking, yoga, meditasyon, sanat, kültür, vs.) tamamına hizmet vermektedir.
Tesisimiz 2015 yılı başında doğa dostu, her türlü lüks ve eşyadan kaçınılarak ihtiyaca cevap verecek modern cihazlarla donatılarak hizmete açılmıştır. Bahçemiz doğal klima görevi gören bol oksijen kaynağı zeytin, çam, incir ve sair meyve ağaçları ile benzeri bitki florasıyla kaplıdır. Dileyen kişiler için bahçemizde ayrılan bölgelerde organik tarım yapmalarına imkân sağlanmaktadır. Açık havuzu, açık terası ve küçük bir yapay şelalesi, ocağı, barbeküsü ile kullanımınıza hazırdır.
Kahvaltı fiyata dâhil olup yöresel, organik gıdalardan oluşur. Araç park alanı mevcuttur.
Amacımız siz sayın misafirlerimizin sıcak bir aile ortamında huzurlu, rahat bir tatil yapmasını sağlamaktır.
Selimiye & Tarihçesi
Gözlerden uzak, bakir bir balıkçı kasabası; Selimiye…
Selimiye köyü ve çevresi Karya dönemine ait onlarca kalıntılardan oluşan en eski medeniyetlerden biridir. Antik çağda ismi Hydas olan köy, sonraları Losta ismini taşımış. Günbatımında dağların arkasında kaybolan güneş etrafı kırmızı tonlarına boyadığı için köye “Kızılköy” de denmiş. Bozburun Yarımadası’nda Loryma Kaisareia, Kastabos, Erine, Bybossos gibi antik yerleşimlerden biri olan Hydas (Selimiye), Arkaik döneminden kalma kalıntılara sahip. Çevrede biri Selimiye’nin en yüksek tepesinde, diğeri Sarıkaya tepesinde, sonuncusu ise Kızılköy Mahallesi’ndeki Aşarkale olmak üzere üç kale kalıntısı bulunuyor. Arkeolojik çalışmaların yapılmamış olması, ulaşımın yakın zamana kadar ihmal edilmesi bölgenin bakir kalmasına neden olmuştur.
Doğal bir tabiat harikasıdır. Bölgenin en önemli gelir kaynağı balıkçılık ve hayvancılıktır. Türkiye’nin önde gelen yat limanlarından SIĞLİMAN koyu da Selimiye’de bulunmaktadır. Selimiye Köyü, Hisarönü Körfezi’nin incilerinden biridir.
Aktiviteler
İster dinlenin, ister keşfe çıkın.
Evet isterseniz manzarada kitabınızı okuyabilir, havuz kenarında ya da teras ta güneşleyebilir siesta yapabilirsiniz. İsterseniz sahile inip değişiklik arayabilirsiniz isterseniz yetkililerimize haber verip sizin için organize edebileceğimiz Çevre turu (Tekne, ATV ya da özel arabalar ile); Balık avlama, At binme, Hiking, Trekking, Tavla turnuvası, Tüplü dalış, Kano gibi aktiviteler düzenliyoruz. Bunlar size yetmedi mi o zaman bahçemiz içinde hazırlanan size özel yeşillikler içindeki hobi alanlarında gelin hep beraber ziraat yapalım. Mevsimine göre bitki dikelim yetiştirelim sebze ve meyvelerini tamamen organik olarak birlikte yiyelim. Kümes hayvanlarımızın yumurtalarını bekleyelim.
http://rehber.lgbti.org/mekan/windy-hill-selimiye/
submitted by lgbti to lgbti [link] [comments]


Alışılmadık Balık Yakalama Yöntemleri - Herkes Görmeden ... DENİZDE HAYATTA KALMA OYUNU - YouTube 10 DAKİKADA 100 KG BALIK YAKALAMAK !! - YouTube Kayıtlara Geçen 10 DENİZ KIZI Gerçek Mi ? - YouTube DENİZDE BİR GÜN HAYATTA KALMAK #DoğayaKarşı - YouTube Boyum Kadar Balık Yakaladım / Efsane Macera Yaşadık ... İLKEL Yaşam Balik Avı Tekne İle Kamp  2 Gün Tek Başına  Suluada Tekne Turu ...

Bilim İnsanları, Bir Akciğerli Balık Fosili Daha Buldu

  1. Alışılmadık Balık Yakalama Yöntemleri - Herkes Görmeden ...
  2. DENİZDE HAYATTA KALMA OYUNU - YouTube
  3. 10 DAKİKADA 100 KG BALIK YAKALAMAK !! - YouTube
  4. Kayıtlara Geçen 10 DENİZ KIZI Gerçek Mi ? - YouTube
  5. DENİZDE BİR GÜN HAYATTA KALMAK #DoğayaKarşı - YouTube
  6. Boyum Kadar Balık Yakaladım / Efsane Macera Yaşadık ...
  7. İLKEL Yaşam Balik Avı
  8. Tekne İle Kamp 2 Gün Tek Başına Suluada Tekne Turu ...

Boyum Kadar Balık Yakaladım / Efsane Macera Yaşadık !! videomuz sizlerle. Keyifli seyirler... At-Çek takımı kombinasyonları ile ilgili takım seçimi ve teknik... Dip Oltasıyla Balık Avı Sazan Avı Levrek Avı Canlı Balıkla Levrek Avı Catch Fish Fishing 🦈 #42 - Duration: 21:03. Bilgiyelpazesi 60,231 views. 21:03. Kocaayaklar GERÇEKMİ : https://goo.gl/mAS9U4 Merhaba Ben Orhan! Deniz kızları gerçektende yaşıyormu, deniz kızları saldırganmı, deniz kızları nasıl ürüyor, d... Alışılmadık Balık Yakalama Yöntemleri - Herkes Görmeden İnanmıyor Balık yakalamayı sever misiniz. Az sonra göreceğiniz insanlar bu işi farklı şekillerde yapm... Ben Enes Batur , Denizde bir gün geçirmek , kaldık ve hayatta kalma ya çalıştık #DoğayaKarşı serimizin ilk Bölümü doğada yemek bulup yakalayıp avladık yemek ... Ben Enes Batur , Denizin ortasında hayatta kalma oyunu simulator oynuyoruz raft , denizin ortasında bir kayıkta parçalar toplayarak kendi evimizi yapıyoruz ,... Herkese selamlar. Bugünkü videoda tek başıma çıktığım Teknem ile gezdiğim yerleri ve yaptığım şeyleri sizlerle paylaştım. Umarım keyif alarak izlersiniz. Da... 10 DAKİKADA 100 KG BALIK YAKALAMAK !! videomuz sizlerle. Arkadaşlar bugün Balık Günlüklerinden Savaş abi ile birlikte Lambuka avına çıktık ve inanılmaz balık...